İlk romanım

“iki hayat” sizlerle

Kitabın kahramanlarından Marion Agnès kocası tarafından çocuğu olmadığı için terk edilince Paris’ten İstanbul’a döner. Maddi nedenlerden dolayı yıllar önce ayrıldığı […]

yazının devamı için tıklayın…
.

İ

Son Yazılar

Garson Kız

Gökyüzü denize düşmüş, öyle maviydi bugün. Yosun kokuluydu rüzgar. Hani kömür gözlü, garson bir kız vardı? Daha önce bahsetmiştim… sanırım… Belgin Doruğun gençlik hallerine bürünmüş, yürek yakan bu genç hanımdan. Mekong nehrinin yamacındaki kafede çalışıyordu. O geldi aklıma nedense bugün. Bir şişe şarap olsaydı şimdi, kırmızı etekli… Nehrin kenarında, balıkçı teknelerini seyrederken...

Bahtiyar

Hazar Denizi’nde bir gün vaktiydi. Güneş sarı sarı yanıyordu, Aktau şehrinin üzerinde. Güvertedeydim, Bahtiyar da yanımdaydı. Cigarasını yaktı. Tütünün acı dumanı dudağından sızarken, bıraksalar da gitsek, dedi. Karakalpastan’a yol uzun. Nereden baksan 25 saattir trenle. Sonrasında Bukhara, Samarkand ve köyüm…” Sesi titredi, sustu. Oğlum, kızım, yarim; yani memleketim, diyemedi. Hani bir dese...

Moda Sahilinde

Moda sahilinde,
saçların rüzgarlıdır şimdi.
Deniz masmavidir gözlerinin içinde.
Dikkatini çekmek içindir
martıların çığlık çığlığa süzülüşleri;
gökyüzü, gülyüzüne doysun diye.
Moda sahilinde,
şimdi sen,
bensiz;
ben,
kimsesiz…

Maria!..

“Maria!..” “Maria!..” “Maria!..” Kimdi bu Maria? Hostele geldiğimden beri hep aynı isim… Hostel dediğime bakmayın iki katlı bir konakmış zamanında. Şimdilerde ise kırık dökük yaşlı bir ev. Her bir tahtası yılların yorgunluğuyla gıcırdıyor. Az önce biri yine seslendi, “Maria!” Neredeyse tanıdım ailenin her bir ferdini ama o hariç… Küçükler, büyükler...